Avusturya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avusturya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2020

Sultan II.Mustafa

     Babası 4.Mehmet, annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. 5 Haziran 1664 yılında dünyaya gelmiş, Gazi lakabıyla bilinen 101. İslam halifesi ve 22. Osmanlı padişahıdır. Annesi Giritli olan padişahın, Divan edebiyatındaki ismi İkbali olarak bilinir. Amcası 2.Ahmet'in vefatından sonra, taht odasına giderek, protokole önem vermeyip, yanına çağırdığı devletin büyüklerinden biat alıp 6 Şubat 1695 tarihinde tahta oturdu. Bu olay Osmanlı tarihinde ilk kez yaşanmıştı. Tahta çıktığında 31 yaşında olan Sultan II.Mustafa, saltanatının üçüncü gününde bir hatt-ı hümayün yayınlayarak, ''Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişiz.'' demiş, amcalarının zamanında devlet işlerinin iyi gitmediğini belirtmiştir. Bu olayda Osmanlı tarihinde ilklerden biridir. Padişah musikiye önem vermiş, iyi bir tahsilden geçmiştir.

     Avusturya seferleri: Bu dönemde Sultan II.Mustafa'nın da bizzat katıldığı, Avusturya üzerine üç sefer düzenlenmiştir. Tahtın başına geçtiğinde Osmanlı Karadan Avusturya ile denizden Venedik ile savaş halindeydi. Rusya ve Lehistan ile ilişkiler ciddi anlamda bozulmuştu. Savaş merkezi olan Edirne'de bu işlerle meşgul olan II.Mustafa, 30 Haziran 1695 tarihinde Edirne'den birinci Avusturya seferine başladı. Avusturyalılara karşı Lugos Muharebesini kazanarak, Gazi ünvanını aldı. İstanbul'a dönerek, 14 Kasım 1695 tarihinde Davutpaşa ordugahına, 4 gün sonrada Topkapı Sarayına yerleşti. İkinci Avusturya seferine 8 Nisan 1696 tarihinde Davutpaşa ordugahına gelip, orduyla birlikte 22 Nisan 1696 tarihinde çıktı. 27 Ağustos 1696 tarihinde Avusturya ordusuyla Temeşvar'da Ulaş Muharebesine girişerek, kazanan taraf oldu. 26 Ekim 1696 tarihinde orduyla birlikte İstanbul'a geri döndü. Üçüncü Avusturya seferi için, 20 Mayıs 1697 tarihinde Edirne'ye doğru yola çıktı. 11 Eylül 1697 tarihinde Avusturya ordusuyla giriştiği Zenta Muharebesinde bozguna uğratıldı. Tisza Irmağında Veziriazam, dört vezir, eyalet beyleri, yeniçeri ağaları ve 30.000 civarında asker imha edildi. Savunmasız kalan Osmanlı ordusu İstanbul'a geri dönmek zorunda kaldı. Venediklilerde bu esnada Dalmaçya ve Mora'ya, Lehistanlılarda Boğdan'a saldırdı. Rusya'nın başındaki Deli Petro ise ordusunu yenileyerek, Akdeniz'e inip, Karadeniz'e egemen olma amacını gerçekleştirmeye çalışıyordu. Osmanlı devleti ise uzun süren savaşlar sonunda yorgun düşmüştü.
     Karlofça antlaşması: Yenilgiyle biten Zenta Muharebesi sonunda Sultan II.Mustafa, İngiliz elçisi ve Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa'nın araya girmesiyle barışa ikna oldu. İmzalanan Karlofça Antlaşmasıyla, Temeşvar ve Banat dışındaki Macaristan, Erdel Beyliği Avusturya'ya, Podolya ve Ukrayna Lehistan'a, Dalmaçya kıyıları ile Mora Venediklilere verildi. 26 Ocak 1699 tarihinde imzalanan antlaşmayla Osmanlı Devleti topraklarını kaybetmiş ve gerileme döneminin başlangıcına girmiştir. Bundan bir yıl sonra 14 Temmuz 1700 tarihinde, Rusya'yla imzalanan İstanbul Antlaşmasıyla Azak Kalesi de Ruslara verilmiştir.
     Tahta çıktığı günlerde söylediklerini yerine getiremeyen padişah, Mart 1700 tarihinde İstanbul'dan ayrılıp, Edirne'de av peşinde koşmaya başladı. Devlet işlerini Şeyhülislam Feyzullah Efendi'ye bırakmıştı. Ordunun içindeki hoşnutsuzluk giderek artmaktaydı. İstanbul'da bulunan askerler isyan ederek Edirne'ye doğru yürümeye başladılar. Edirne'ye geldiklerinde Şeyhülislamı öldürüp, 22 Ağustos 1703 tarihinde Sultan Mustafa'yı tahttan indirerek, yerine kardeşi 3.Ahmet'i çıkardılar. 29 Aralık 1703 tarihinde ölen II.Mustafa'nın cenazesi, İstanbul'a babası 4.Mehmet'in türbesinin bulunduğu Turhan Sultan'a defnedildi. Padişahın döneminde yapılan mimari eserler, Anadolu Hisarı üzerinde bulunan Meşruta Yalısı, Saraçhanebaşı Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi, Erzurum Kurşunlu Camii ve Fatih'teki Millet Kütüphanesidir.

Sultan I.Ahmet

     Sultan Birinci Ahmet 18 Nisan 1590 günü Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmet, annesi Handan Sultan'dır. Çok mükemmel bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel derecede konuşurdu. Ok atmak, kılıç kullanmak, ata binmek gibi savaş ve askerlik alanlarında çok usta olan Sultan I.Ahmet, ava ve cirit oyununa çok düşkündü. Çok sade giyinirdi. Babası Sultan III.Mehmet'in vefatı üzerine 21 Aralık 1603'te Eyüb Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan I.Ahmet, Kanuni Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişahtı. Çocuk denecek yaşlarda bile mükemmel kararlar alırdı. Daima ilim ve irfan sahibi büyük kişilerle birlikte olur ve onlara akıl danışırdı. Sultan I.Ahmet yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı 22 Kasım'a bağlayan gece 1617 yılında 28 yaşında vefat etti. Sultan Ahmet'in hayatında 14 sayısının önemli bir yeri vardır. Çünkü, on dört yaşında padişah olmuş, on dört yıl saltanat sürmüş ve Osmanlı padişahlarının on dördüncüsüdür. Dinine çok bağlı olan Sultan I.Ahmet'in Hz.Muhammed'e (S.A.V) olan bağlılığı o kadar ilerledi ki, onun ayak izlerinin resmi içine bir şiir yazmış ve o şiiri kavuğunda ölünceye kadar taşımıştır. O şiir şudur:


"N'ola tacım gibi başımda götürsem daim,
Kadem-i resmini ol Hazreti Şahı Rusülün,
Gül-i Gülzarı Nübüvvet, o kadem sahibidir,
Ahmeda durma yüzün sür kademine ol gülün."

     Sultan I.Ahmet tahta geçtiği sırada, Osmanlı İmparatorluğu batıda Avusturya, doğuda İran ile savaş halindeydi. Osmanlı ordusu Sinan Paşa komutasında Nahcivan üzerinden Revan'a yürüdü. İranlılar Osmanlı ordusunun geçeceği güzergahtaki gıda maddelerini yok ediyorlardı. Yeniçeriler de Van'a dönülmesini istiyorlardı. Osmanlı ordusu kışı Van'da geçirdi. Tebriz'i geri almak için yapılan savaşta Osmanlı ordusu, Şah Abbas'ın ordularını Selmas yörelerinde yendi. Ancak Erzurum Beylerbeyi Sefer Paşa'nın çekilen düşman kuvvetlerini izleyip asıl ordudan ayrılmasını fırsat bilen Şah Abbas, ordu merkezine ani bir saldırıda bulundu. Yenilgiye uğrayan Sinan Paşa önce Van'a, daha sonra da Diyarbakır'a çekildi. Şah Abbas Şirvan, Şemahi ve Gence'yi kolaylıkla ele geçirdi. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'da devam eden Avusturya Savaşı ve iç isyanlarla uğraştığı için İran cephesinde başarılı olamıyordu. Sadrazam Nasuh Paşa, Şah Abbas'ın barış önerisini kabul etti. 1612 yılında yapılan Nasuh Paşa antlaşmasıyla dokuz yıl süren Osmanlı İran Savaşı sona erdi. Yapılan antlaşmayla, İran Osmanlı Devletine iki yüz deve yükü ipek vermeyi kabul etti. 1615 yılına kadar süren barış dönemi Şah Abbas'ın antlaşmayı bozması üzerine sona erdi. Yapılan savaşlarda Osmanlılar çok kayıp verdi. Sultan II.Osman (Genç Osman) döneminde, Nasuhpaşa antlaşması temel alınarak yapılan Serav antlaşması ile barış tekrar sağlanacaktır (26 Eylül 1618).
     Yavuz Sultan Selim döneminde binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal, Osmanlı Devleti için büyük problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise de Anadolu'da meydana gelen iç isyanlar ve karışıklıklara yine Celali İsyanları denildi. Sultan Ahmet döneminde Celali İsyanları tekrar patlak verdi. Tavil Ahmet, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu ve Deli Hasan ayaklanmaları bunlardan en önemlileridir. Bu sırada Sadrazam olan Kuyucu Murat Paşa son derece sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi. Bunları bastırmak için çok şiddet gösteriyor, hatta şuçlu ile suçsuz ayırımı yapmadan "ibret olsun" diye masumları da öldürtüyordu. Öldürttüklerini açtığı kuyulara attırmak gibi bir alışkanlığı olduğundan kendisine "Kuyucu" lakabı takıldığı söylenir. Kuyucu Murat Paşa'nın ısrarlı ve sert politikaları sonunda Celali İsyanları zor da olsa bastırıldı.
     Sultan I.Ahmet tahta geçtiği sırada Avusturya Savaşı devam ediyordu. Osmanlı kuvvetleri Belgrad'dan Budin'e doğru ilerlemekteydi. Peşte (25 Eylül 1604) ve Hatvan kaleleri savaş yapılmadan kolaylıkla ele geçirildi. Osmanlı ordusu ilerleyerek Budin'in kuzeyinde bulunan Vaç kalesini ele geçirdi (16 Ekim 1604). Osmanlı Ordusu, Padişah Ahmet 'in buyruğu üzerine Belgrad üzerinden Budin'e yürüdü. 29 Ağustos 1605'de Estergon kalesi kuşatıldı ve Ciğerdelen kalesi fethedildi. 8 Eylül'de Vişigrad, 19 Eylül'de Saint Thomas (Tepedelen) kaleleri fethedildi. 3 Ekim 1605'de ise Estergon kalesi teslim alındı. Osmanlılar, Avusturyalılarla ard arda yapılan bunca savaştan dolayı sosyal ve ekonomik yönden çok yıpranmışlardı. Daha önce yapılan barış görüşmelerinden bir sonuç çıkmamıştı. Ancak 11 Kasım 1606'da Estergon-Komorin arasında Zitva suyunun Tuna Irmağına döküldüğü yerde imzalanan Zitvatoruk antlaşmasıyla barış sağlandı. Antlaşmaya göre Eğri, Estergon, Kanije kaleleri Osmanlılarda , Rop ve Koman kaleleri Avusturyalılarda kalacaktı. Avusturya bir kereye mahsus olmak üzere 70.000 altın savaş tazminatı ödeyecekti. Osmanlı padişahı Avusturya İmparatoru'na Roma İmparatoru (Cesar) ünvanıyla hitap edecek, her üç yılda bir karşılıklı armağanlar gönderilecekti. Avusturya'nın Macaristan için ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın vergi kaldırılacaktı. Zitvatoruk Antlaşması Osmanlıların lehine gibi görünse de Osmanlı Devleti artık eski gücünde değildi. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısındaki kati üstünlüğü sona ermiş, siyasi dengeler Osmanlı aleyhine bozulmaya başlamıştır.
     Sultan I.Ahmet'in döneminde yaptığı en önemli uygulamalardan birisi Şehzade katline son vermesiydi. Sultan Ahmet iyi bir şairdi. Bahti mahlasıyla yazdığı şiirlerden oluşan bir divanı vardı. Birinci Ahmet padişah olmadan önce Mısır'dan giden Kabe'nin örtüleri onun devrinde İstanbul'dan gitmeye başladı. 4 Ocak 1610'da altı büyük minareli ve 16 şerefeli Sultanahmed Cami'nin temel atma merasimi yapıldı. Dinine bağlı bir insan olan Sultan Ahmet, caminin temelleri kazılırken eteğinde toprak taşıdı ve amele gibi çalıştı. 9 Haziran 1617'de inşaatı biten Sultanahmed Camii ibadete açıldı. Ayrıca Şehzadebaşı Kuyucu Murad Paşa Külliyesi, İstanbul Mesih Paşa Camii, Piyale Paşa Camii, Elmalı Ömer Paşa Camii yaptırılan önemli mimari eserler arasındadır.
     Erkek Çocukları: İkinci Osman, Dördüncü Murat, Sultan İbrahim, Bayezit, Süleyman, Kasım, Mehmet, Hasan, Selim, Hanzade, Ubeyde,
     Kız Çocukları: Gevherhan Sultan, Ayşe Sultan, Fatma Sultan ve Atike Sultan'dır.