Cephe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cephe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2020

I.Dünya Savaşı

     Avusturya Büyük Sırbistan'ı kurmak isteyenlere gücünü göstermek üzere 1914 yılı Haziran ayında Bosna da bir manevra yapmaya karar vermiştir. Buna katılmak üzere veliaht Ferdinand da Saray Bosna'ya gelmiştir. Ancak veliaht 28 haziran 1914 günü bir Sırplı tarafından öldürülür. Bu I.Dünya savaşına yol açan olayın başlangıcı olur. Avusturya bu olaya Sırbistan'a savaş açarak karşılık verir. Bunun üzerine Almanya, Avusturya-Macaristan'ın, Rusya da Sırbistan'ın yanında yer alır. Böylece savaş kısa bir zaman içinde bütün Avrupa'yı etkilemiştir. Sonuçta, Yavuz (Goesa) ve Midilli (Breslav) gemileri Amiral Sovchen komutasında 28-29 Ekim 1914 gecesi Rusya'nın Odessa ve Sivastopol Limanlarını topa tutması fiilen Osmanlı Devletini savaşa sokmuş oldu. Bu olay üzerine önce Rusya ardından İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar. Böylece savaşa resmen katılan Osmanlı Devleti I.Dünya savaşında birçok cephede savaşmıştır.
     Uzlaşma Devletleri Çanakkale'ye denizden saldırıya girişecekleri sırada Osmanlı Devleti'nin durumu onlar açısından böyle bir saldırı için elverişli görüntüdeydi. Osmanlıların Sarıkamış üzerine yaptıkları büyük saldırı bozgunla sonuçlanmıştı. Mısır'ı İngilizlerden kurtarmak amacıyla giriştikleri kanal harekatları umulanları getirmemişti. Bu arada Balkan Devletlerinden Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'la Dünya Savaşı'nın başlamasından beri bir antlaşmaya varılması için sürüp gelen siyasal görüşmelerden de olumlu bir sonuç alamamıştı. Bulgarların çekingen davranışı Almanya ile Osmanlı arasında doğrudan bir bağlantının kurulmasını engellediğinden Osmanlı ordusunun yoksun bulunduğu Modern savaş gereçleri ile donatılmaması da gecikmekteydi. Bu durum uzlaşma Devletleri'nin Osmanlılara karşı bir saldırıya geçmelerine elverişli gibi görünmekteydi. Fakat aralarında bu maksatla hazırlanmış bir harekat alanları yoktu. Savaş sonucunun batı cephesinde ve kısa bir zamanda alınacağına inanılmaktaydılar. Üstelik İngiltere'nin büyük bir kara ordusu kurmak için giriştiği hazırlıklar da tamamlanmıştı. Çanakkale'ye saldırı için ilgililer arasında kesin bir antlaşmaya daha varılamamıştı.
     1914 Senesi 

     Almanya’nın savaş stratejisi, Schlieffen Planı’na dayanmaktadır. Bu plana göre; seferberliğini 2 haftada tamamlayabilecek olan Fransa 39 günde savaş dışı bırakılacak ve müteakiben doğu cephesine dönülerek seferberliğini geniş coğrafyası içerisinde en az altı haftada ve güçlükle tamamlayacağı değerlendirilen Rusya'ya taarruz edilecekti. Batı Cephesi savaşları 4 Ağustos 1914 tarihinde Alman ordularının Belçika’ya saldırmasıyla başlamıştır. Ancak Belçika ordusu hiç umulmadık bir direnme gösterdi. Alman birlikleri Liege kentini, planlandığı gibi 24 saat sonunda değil, 13 günlük çatışmanın ardından ele geçirip Fransa içlerine ilerlemek zorunda kaldılar. Fransa topraklarında ilerleyen Alman orduları, Paris’e 70 km. kala, Marne nehri geçişlerinde sert bir Fransız direnişiyle karşılaştılar. 6-12 Eylül tarihlerindeki, I.Dünya Savaşı’nın en kanlı savaşlarından olan Marne Savaşı ardından Batı Cephesi’nde hatlar kilitlenmiştir. İki taraf da siperlere yerleştiler ve defalarca yenilenen karşılıklı taarruzlardan bir sonuç elde edemediler.
     1915 Senesi 

     Siperden sipere karşılıklı taarruzlar 1915 yılı boyunca da yenilenmiştir. Her iki taraf açısından da ağır kayıplara karşın cephe hattında sonuç alıcı bir değişme olmamıştır. 1915 yılı Batı Cephesi savaşlarının önemli bir yanı da ilk kez zehirli gaz kullanılmış olmasıdır.
     1916 Senesi 

     Rusya’nın askeri gücünün artık zayıflamış olduğunu düşünen Alman Genel Kurmay Başkanı Erich von Falkenhayn, önemli ölçüde takviye ettiği kuvvetlerle Verdun21 Şubat 1916 tarihinde başlayan Verdun Savaşı üzerinden genel bir taarruz başlattı. 24 km'lik dar bir cephe hattından yoğun bombardımanla başlatılmıştır. Başlangıçta Fransız birliklerinde dağılma belirtileri ortaya çıkmışsa da Mareşal Petain yeni yollar açtırarak cepheyi sürekli olarak cephane yönünden desteklemiştir. Fransız topçu bataryalarının sürekli ve etkili ateşi, Alman ilerlemesini güçleştirmiş, sonunda ise durdurulmasında önemli unsur olmuştur. I.Dünya Savaşı'nın en kanlı savaşlarından olan Verdun Savaşı'nda, taraflar toplam 650 binin üzerinde kayıp yaşamıştır. Haziran ayı sonuna kadar Alman birlikleri yine de düzenli ama ağır da olsa ilerleme kaydetmişlerdi. Ancak Fransız ve İngiliz Yurtdışı Sefer kuvvetinin Somme ırmağı kıyılarında başlattıkları karşı taarruz, Alman ilerlemesini durdurmuştur. 4 ay süren Somme Savaşı’nda Alman birlikleri eski mevzilerine çekilmek zorunda kalmışlardır. Ağır kayıplarla sonuçlanan Somme Savaşları da Alman kuvvetlerini Fransız topraklarından çıkartmakta beklenen başarıya ulaşmamıştır.
     1917 Senesi 

     1916 yılında yaşanan başarısızlıklar üzerine R.G. Nivelle Fransız Orduları Başkomutanlığına atandı. Nivelle, Fransız ordularının baş rolü oynayacağı bir genel karşı saldırıyla Almanları Fransa topraklarından çıkartmayı öngören bir savaş planı önermiştir. İngiliz birliklerince cephenin kanatlarından yapılacak tespit taarruzlarının hemen ardından Fransız birliklerinin cephenin merkez bölümünde başlatacakları bir karşı taarruz planıdır bu. Plan konusunda İngiliz hükümetiyle mutabakat ancak nisan ayı sonlarında sağlanabildi. Bu arada Almanlar ise merkez bölgeyi takviye ettiler ve bir miktar geri çekilerek boşalttıkları bölgeyi mayınladılar. Neticede Fransız saldırısı ağır kayıplara karşın başarısız olmuştur. Temmuz ayında İngiliz birliklerinin başlattıkları saldırılar, cephe hattında kayda değer bir değişme yaratmadığı gibi 250 bin kayba yol açmıştır. Orduda, yer yer ayaklanmalara kadar varan huzursuzlukları bastıran General Petain’in yürüttüğü taarruzlar ise bazı stratejik noktaların ele geçirilmesiyle sonuçlanmıştır.
     1918 Senesi 

     İtilaf Devletleri açısından Batı Cephesi’nde 1918 yılının ilk aylarındaki temel sorun, Alman kuvvetlerinin Doğu Cephesi’nden aktardıkları kuvvetler karşısında, Amerikan birlikleri kıtaya ulaşıncaya kadar direnebilmektir. Alman saldırısı 21 Mart 1918 tarihinde başlatılmıştır. Kısmı başarılar sağlayan Alman taarruzları, Temmuz ayı ortalarında Fransız birliklerinin hafif tankların desteğinde giriştikleri karşı saldırılarla durmuş, hemen ardından da düzensiz bir geri çekilmeye dönüşmüştür. Eylül ayında Amerikan birliklerinin de katıldığı bir harekat planlanmıştır. Bu plana göre İtilaf Orduları dört kol üzerinden saldırıya geçerek Alman cephesinin geri bağlantısını keseceklerdir. Çeşitli nedenlerle bu amaca ulaşılmamış olmasına karşın harekat Alman Genel Kurmayı üzerinde savaşın geleceği ile ilgili genel bir umutsuzluk yaratmıştır. 3 Ekim 1918 tarihinde ABD ile gizli ateşkes görüşmelerine başlanmıştır.
     Şavaşın sonu 

     İtilaf Devletleri'yle İttifak Devletleri arasında yapılan mütarekelerle çatışmalar resmi olarak sonlandırılmıştır. Bu mütarekeler, Bulgaristan ile 29 Eylül 1918 tarihinde Selanik Antlaşması, Osmanlı Devleti ile 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Antlaşması, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile 3 Kasım 1918 tarihinde Villa Giusti Antlaşması ve Almanya ile 11 Kasım 1918 günü Rethondes Antlaşması'dır. Savaş sonrasında Avrupa'da sınırların belirlenmesi için 18 Ocak 1919 tarihinde Paris Barış Konferansı toplanmış ve Almanya ile 28 Haziran 1919 tarihinde Versay Antlaşması, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile 10 Eylül 1919 tarihinde St. Germain Antlaşması, Bulgaristan ile 27 Kasım 1919 tarihinde Neuilly Antlaşması ve Osmanlı Devleti ile 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması ve Macaristan ile 4 Haziran 1919 tarihinde Trianon Antlaşması imzalanmıştır.

Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşları, Türk milletinin bağımsızlığını ve topraklarını korumak için savaştığı, I. Dünya Savaşının sonucunu etkileyen, dünya tarihinde de önemli bir yere sahip olan savaşlardır. I. Dünya Savaşı devam ederken, Çanakkale boğazının askeri ve ticari önemi ile boğazı geçip İstanbul'u ele geçirme arzusu bulunan İtilaf devletlerinin harekete geçmesiyle başlayan savaş, şanlı tarihimize kahramanlıkların yaşandığı bir destan olarak geçmiştir.

     Seddülbahir Cephesi (25 Nisan - 9 Ocak 1916)
İtilaf Kuvvetleri, taktik açısından bir kilit nokta oluşturan Gelibolu Yarımadasının güneyinde bulunan Alçıtepe'yi ele geçirmek amacı ile Seddülbahir bölgesinde 5 ayrı sahil kesimini çıkarma noktaları olarak belirlemiştir. Ertuğrul ve Tekke Koyları çıkarma harekatının ağırlık merkezi olarak seçilmiştir. Tekke ve Ertuğrul Koylarının sağ ve sol yanında bulunan bölgelerde yer alan Morto, Pınariçi ve İkiz Koylarına çıkarılacak olan kuvvetler ise esas taarruzu yapacak kuvvetin yan emniyetlerini sağlayacaklardır. Seddülbahir'i savunan 26. Alayın 3. Taburu, 25 Nisan 1915 günü kendisinden neredeyse 9 kat daha fazla sayısal üstünlüğe sahip İngiliz-Fransız kuvvetlerini durdurmayı başarmış ve onları ilk hedefleri olan Alçıtepe'ye ulaşmalarından alı koymuştur.
     Seddülbahir bölgesindeki çarpışmalar kanlı ve karşılıklı olarak 13 Temmuz 1915 tarihine kadar sürmüştür. Geçen sürede Birinci, İkinci ve Üçüncü Kirte; Birinci ve İkinci Kerevizdere ve Zığındere Muharebeleri sonrasında bölgedeki çarpışmalar mevzi muharebesi haline dönmüştür. Bütün şiddetiyle devam eden muharebelerde İngilizler yarımadanın güneyinde sadece 5,5 km'lik bir cephe hattını işgal edebilmişlerdir; derinlikte ise İlyasbaba Burnu'ndan ön cephe hattına kadar yaklaşık olarak 6 km ilerleyebilmişlerdir. 24 saat içinde ele geçirmeyi planladıkları Alçıtepe'ye 25 Nisan 1915 sabahı itibariyle 8,5 ay süren kanlı savaşlara rağmen hiçbir zaman ulaşamamışlardır.
     Arıburnu Cephesi (25 Nisan 1915 - 6 Ağustos 1915)
25 Nisan 1915'te gün ağarmadan Avustralya ve Yeni Zelandalılardan oluşan Anzak birlikleri ile Büyük ve Küçük Arıburnu bölgelerinde başlamıştır Çıkarma Harekatı'nda Anzak birliklerini karşılayan 27. Alay'ın 2'nci Taburunun 82'nci bölüğünden bir takımdır. Bir avuç Türk askerinden oluşan bu takım Anzak kuvvetlerinin düzenini bozmuş ve planlanan hedeflerine ulaşmalarını geciktirmiştir. Fakat 27. Alay'ın sağ tarafında bulunan ve Conkbayırı-Kocaçimen Tepesi'nin oluşturduğu hakim arazi tehlikeli bir biçimde boş kalmıştır. Böyle bir kritik anda 19'ncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, tehlikeyi sezerek Arıburnu bölgesine müdahale kararı almış ve Anzak birliklerini geri püskürtmüştür. 19 Mayıs 1915'te icra edilen ve sonuçsuz kalan Türk taarruzu sonrasında Arıburnu bölgesindeki muharebeler 6 Ağustos 1915'e kadar mevzi muharebesi olarak devam etmiştir.
     Anafartalar ve Conkbayırı Cepheleri (6 Ağustos - 20 Aralık 1915)
3,5 ay boyunca hedeflenen planlara ulaşamayan İtilaf kuvvetleri, taze kuvvetlerce Anafartalar sahillerine yeni bir çıkarma harekatı planlamışlardır. Amaçları ise, bölgenin en hakim kesimi olan Conkbayırı-Kocaçimen Tepesi bölgesini ele geçirerek Arıburnu bölgesindeki Türk kuvvetlerini kuzeyden kuşatmak ve sonrasında Anafartalar sahillerine çıkarılan kuvveti ile birlikte yeni Türk kuvvetlerinin geri bölgesine sarkmaktı. Böylece Çanakkale Boğazı'na kadar ilerleyerek Türk ordusunun Gelibolu Yarımadası üzerindeki direnişi kırılacaktı.
     6 Ağustos 1915'te İngiliz 9'ncu Kolordusu ilk olarak Bursa Jandarma Taburunun direnişiyle karşılaşmıştır. Kısa sürede İngilizlerin 27.000 kişilik kuvvetine karşılık bölgede bulunan 2 jandarma, toplam 4 Türk taburu ile karşılaşmışlardır. 7 Ağustos akşamına kadar sahilden içeriye ancak 800 km ilerleyebilmişlerdir. Durumun ciddiyeti üzerine Bolayır berzahında bulunan 7'nci ve 12'nci Tümenler de bölgeye sevk edilmiş böylece Anafartalar Grubu Komutanlığı kurulmuştur. Albay Mustafa Kemal Anafartalar Grubu Komutanlığına atanmıştır. 9 Ağustos sabahı Türk taarruzu başlamıştır aynı gün İngilizler de taarruza karar vermişlerse de Türk tarafı kendilerinden önce davranmıştır. Birinci Anafartalar Muharebesi adıyla anılan savaş 2 gün sürmüş ve İngilizlerin ilerleme planları başarısız olmuştur. İngilizler daha sonra 15 Ağustos'ta Anafartalar Grubu kuvvetlerini sağ yanlarından çevirmek ve Karakol Dağı bölgesi doğusundan ilerleyerek Anafartalar Ovası'na hakim yükseltileri ele geçirerek Türk kuvvetlerinin gerisine sarkmak istemişlerdir. Böylece İngilizler Kireçtepe üzerinden taarruza geçmişler fakat Kireçtepe'ye yönelttikleri taarruzdan da bir sonuç alamamışlardır.
     21 Ağustos 1915'te tekrar taarruza başlayan İngilizler İsmailoğlu Tepeler ve Yusufçuk Tepe hattı hedef olsa da asıl ilerlemeleri adı geçen tepeler hattının güneyinde ilerlemişlerdir. Bu kesimde Türk cephe hattının geri itmeyi başaran İngilizlerin ilerleyişi Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal'in 11'nci Süvari Alayını taarruza sevk etmesiyle durdurulmuştur. 22 Ağustos sabahı ilerlemeyi sürdürmek isteyen İngilizler İkinci Anafartalar Muharebesi olarak anılan bu muharebede ağır zararlar vermişlerdir ve mevzilerine geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Son olarak 27 Ağustos 1915'te Bombatepe'ye taarruz eden İngilizler tekrar hedeflerine ulaşamamışlar ve bölgedeki çarpışmalar İngilizlerin Anafartalar ve Arıburnu bölgelerini tahliye ettiği 20 Aralık 1915'e kadar mevzi muharebeleri şeklinde devam etmiştir.
     İtilaf Kuvvetlerinin Gelibolu'yu Tahliye Etmeleri (8 Aralık1915 - 9 Ocak 1916)
Artık ne kuvvet göndermeye ne de Çanakkale'yle uğraşmaya gücü kalmayan İtilaf Devletleri, kuvvetlerini gizliliğe ve sessizliğe dikkat ederek başarıyla geri çekmiştir. Modern ve güçlü silahlarla donanmış olarak Boğaz'a saldıran İtilaf Devletleri, manevi gücünü dikkate almadan küçümsedikleri Türk ordusu tarafından hem denizde hem de karada beklemedikleri bir şekilde yenilgi alarak geri çekilmek zorunda kalmışlardır.