Sultan İkinci Bayezit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sultan İkinci Bayezit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2020

Fatih Oğlu Cem Sultan

     Şehzade Cem, Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğludur. 1459 yılında doğan Şehzade Cem'in annesi Çiçek Hatun’dur. İlk terbiyesini saray hocalarından aldı. Beş yaşına gelince, bir hocaya verilerek Kastamonu sancak beyliğine gönderildi. Eğitim ve öğrenimine burada da devam etti. Fatih Sultan Mehmet, büyük oğlu Mustafa’nın vefatı üzerine (1474) Cem’i Karaman eyaletine gönderdi. Şehzade Cem Konya’da kaldığı sürece, tahsilinin yanısıra ata binmek ve her türlü silahları kullanmakta büyük bir ustalık kazandı. Sağlam yapılı bir genç haline gelen Şehzade, Karaman eyaletinde halkın sevgi ve saygısını kazandı. Harabe halindeki Larende’de saray, bedesten ve çarşı yaptırmak suretiyle geniş imar faaliyetlerinde bulundu

     3 Mayıs 1481'de Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan Şehzade Bayezit ve Konya'da bulunan Şehzade Cem'e sadrazam Karamani Mehmet Paşa tarafından ulaklar gönderildi. Ancak Şehzade Cem'e gönderilen haberci, yolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalandı. Şehzade Cem, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Bu olayların yaşanması üzerine yeniçeriler ayaklanıp Karamani Mehmet Paşa'yı öldürdüler. Şehzade Bayezit'in, İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar. Şehzade Bayezit, 21 Mayıs 1481 günü İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı. Şehzade Cem ise 4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan İkinci Bayezit, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Şehzade Cem'in üzerine gönderdi. 28 Mayıs'ta yapılan savaşı kazanan Şehzade Cem Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı. Çok geçmeden Sultan İkinci Bayezit'e bir mektup gönderen Cem Sultan, Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti. Kabul edilemeyecek bu teklif karşısında harekete geçen Sultan İkinci Bayezit, ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü. Yenişehir Ovası'nda yapılan savaşı kaybeden Cem Sultan, Konya'ya geldi. Burada da kalamayacağını anlayan Cem Sultan, yanına ailesini de alarak Kahire'ye doğru yola çıktı.

     Cem Sultan Hac mevsiminde Hicaz'a gitti. Hac'dan sonra tekrar Kahire'ye geldi. Ağabeyi Sultan İkinci Bayezit kendisine bir mektup gönderdi. Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu. Ancak Cem Sultan bunu kabul etmedi. İkinci bir teklifi de geri çeviren Cem Sultan, tekrar ülkesine döndü. 27 Mayıs 1482'de Konya'yı kuşatan Cem Sultan, Sultan İkinci Bayezit'in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu. Bu sırada Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet etti. 29 Temmuz 1482'de Rodos'a giden Cem Sultan, yapılan antlaşma gereğince istediği zaman adadan ayrılacağını düşünüyordu. Ancak sahtekar şövalyeler buna hiçbir zaman izin vermediler ve Cem Sultan esir hayatı yaşamaya başladı. Cem Sultan'ın Rodos şövalyelerinin eline düşmesi, hem kendisi hem de Osmanlı tarihi için talihsiz bir olay olmuştur.
     Cem Sultan daha sonra, Fransa'ya gönderildi. Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline geçmesini Osmanlı İmparatorluğu açısından sakıncalı gören Sultan İkinci Bayezit, Fransa'ya bir elçi gönderek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi. Cem Sultan'ı kullanmak isteyenlerden birisi de Papa VIII.Innocent idi. Papa Innocent, Cem Sultan’ı, Hıristiyan yapabilirse, Haçlı seferinin gerçekleşeceğini ve Osmanlıları Avrupa’dan atmanın mümkün olabileceğini sanıyordu. Bu sebeple bir gün, kendisiyle görüşürken Hıristiyan olmasını resmen teklif etti. Ama yanılmıştı. Cem Sultan, kendisine değil, Osmanlı padişahlığı, hatta bütün dünyanın padişahlığı verilse, dininden dönmeyeceğini sertçe bildirdi.
     Cem Sultan vakası Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezit'in Timur'un elinde esir düşüp, demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük trajik hadisedir. Rumeli'den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan, 13 yıl esir hayatı yaşadı. En son Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış, ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği için bir hafta içinde yolda vefat etmiştir. Cem Sultan'ın bakım masrafları için Papa, Sultan İkinci Bayezit'den yılda 40.000 altından fazla para kopartmayı başarmış, Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı fetihlerini durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet teşkil etmiştir. Cem Sultan, bunca olaydan sonra 25 Şubat 1495'de vefat etti. Sultan İkinci Bayezit bu olaya çok üzüldü ve üç gün yas ilan etti ve Cem Sultan'ın gıyabında cenaze namazı kıldırdı. Sultan İkinci Bayezit Cem Sultan'ın naaşını alabilmek için çok uğraştı. Vefatından 4 yıl sonra 1499 yılının Ocak ayında Cem Sultan'ın cenazesi Osmanlı topraklarına getirilerek Bursa'da kardeşi Şehzade Mustafa'nın yanına gömüldü. Böylece yıllar süren macerası sona erdi ve en azından cenazesi kendi topraklarına defnedildi.

Sultan II.Bayezit

     Sultan İkinci Bayezit 8. Osmanlı padişahıdır. 3 Aralık 1447'de Dimetoka'da doğdu. Küçük yaştan itibaren iyi bir şekilde yetiştirilen şehzade Bayezit, devrin en kıymetli alimleri elinde tahsil gördü. 1473 Otlukbeli Savaşına sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih, 3 Mayıs 1481 tarihinde sefere giderken Gebze’de vefat edince, 20 Mayıs 1481’de tahta çıktı. Babası cihan padişahı Fatih Sultan Mehmet, annesi Mükrime Hatun adında bir Türk kızıdır. Uzun boylu, geniş göğüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü yuvarlak ve gözleri elaydı. Cesur ve atılgandı. Aynı zamanda çok halim selim ve dinine bağlı bir padişahtı. Babası Fatih Sultan Mehmet ilme karşı ilgi duyduğu için, oğlu Şehzade Bayezid'e iyi bir eğitim verdi. O devrin en meşhur alimlerinden ders aldırttı, bütün İslam ilimlerini en iyi şekilde öğrenmesini sağladı.
     Sultan II.Bayezit 7 yaşında iken, Hadım Ali Paşa nezaretinde Amasya valiliğine tayin edildi. Amasya Selçuklular devrinden beri önemli bir ilim ve kültür merkeziydi. Padişah olacak şehzadelerin yetişmesi için, bu vilayette bütün şartlar vardı. Sultan İkinci Bayezit, dinine çok bağlı olduğu için kendisine Bayezid-i Veli denildi. Sultan II.Bayezit, şairleri saraya toplar, onlarla sohbet ederdi. Çok merhametli bir padişah olan Sultan II.Bayezit, sık sık fakirlere sadaka dağıtırdı. Arapça ve Farsça'yı gayet iyi biliyordu. Çağatay lehçesi ve Uygur alfabesini de öğrendi. İslam ilimlerinin yanı sıra, matematik ve felsefe tahsili de yaptı. 24 Nisan 1512'de padişahlıktan ayrılmak zorunda kalan Sultan II.Bayezit, bir ay kadar daha yaşadı ve 26 Mayıs 1512'de vefat etti.




     Sultan İkinci Bayezit siyasi ve askeri faaliyetlerine Rumeli'de başladı. Bosna, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı topraklarına katılmış, Hersek ise henüz alınamamıştı. 1483'de yapılan akınlar sonucu, bu bölge kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu'na katıldı. Boğdan vergiye bağlandı. Boğdan Prensliği'ne bağlı Kilya (15 Temmuz 1484) ve Akkerman (9 ağustos 1484) kaleleri fethedildi. 1491 yılında Macaristan'a büyük akınlar düzenlendi. Sultan İkinci Bayezid 31 Mayıs 1499'da da Yunan seferine çıktı. Memlük Devleti'nin, Cem Sultan'ı koruması ve Ramazanoğulları ile Dulkadiroğulları Beylikleri üzerinde etkili olarak, Anadolu'nun işlerine karışması, gergin olan Osmanlı-Memlük ilişkilerini iyice bozdu. 1485 yılında savaşlar yapıldı. Yapılan savaşlardan önemli bir sonuç elde edilemedi. Adana ve Tarsus gibi yerler, Mekke-Medine vakıflarına bağlı oldukları gerekçesiyle geri verildiler (1491).      Sultan II.Bayezit döneminde İran'a Safeviler hakim oldu. 1501'de Tebriz'i alan Şah İsmail, giderek kuvvetleniyordu. Anadolu'da da kendisine ve mezhebine birçok yandaş buldu. Bir çok Türkmen kitlesini yanına aldı. İran ve Azerbaycan'da etkisini gösteren Şah İsmail, Doğu Anadolu'da Osmanlı Devleti'ni ciddi derecede tehdit etmeye başlamıştı. Anadolu'ya bir çok Şii propagandacı yollayan Şah İsmail, bu sayede Anadolu'yu yönetimi altına almak istedi. Propaganda faaliyetleri etkisini göstermeye başlamıştı. 9 Nisan 1511'de Hamideli ve Teke taraflarında Şah Kulu adında bir Şah İsmail taraftarı isyan çıkardı. Bu isyan güçlükle bastırıldı. Şah Kulu yakalanarak idam edildi. Sultan II.Bayezit'in son dönemlerinde ortaya çıkan bu isyan ülkeyi bunalıma sürükledi. Şehzadeler arasında babalarına ve birbirlerine karşı bir mücadele başladı.
     İstanbul'un alınmasıyla ekonomik alanda en çok zarar gören devlet Venedik olmuştu. Fatih Sultan Mehmet zamanında kendilerine kapitülasyonlar verilmiş ve bu sayede Haçlı birliğinden ayrılmışlardı. Fakat Venedik her zaman için Osmanlı aleyhtarı bir politika izleyerek, zaman zaman Mora halkını kışkırtıyordu. Sultan II.Bayezit bu sorunu kökünden çözmeye ve Venediklilerin ellerinde kalan yerleri de almaya karar verdi. Karadan ve denizden yapılan kuşatmayla İnebahtı (1499), ardından Moron, Koron ve Navarin kaleleri ele geçirildi. Yunan adalarının da fethedilmesi üzerine, Osmanlılarla başa çıkamayacağını anlayan Venedikliler barış istediler. Yapılan barış antlaşmaları sonunda, Osmanlı'nın fethettiği yerler tekrar Venediklilere verildi.
     Sultan İkinci Bayezit'in sekiz oğlu olmuş, bunlardan Ahmet, Korkut ve Selim dışındakiler babalarının sağlığında ölmüşlerdi. Hayatta olanların en büyüğü Ahmet, ikincisi Korkut, en küçüğü ise Selim'di. Şehzadelerden Ahmet Amasya'da, Korkut Manisa'da, Selim ise Trabzon'da vali olarak bulunuyorlardı. İkinci Bayezit Şah İsmail olayında gevşek davranmış devlet işleri bozulmaya başlamıştı. Babasının tahtan ayrılacağı haberini alan Selim harekete geçti. 3 Ağustos 1511 tarihinde Uğraş Deresi bölgesinde babasıyla savaşan Şehzade Selim yenildi. Devlet erkanı Bayezid'in yerine, Şehzade Ahmet'in padişah olmasını istiyordu. Yeniçeriler ise Şehzade Ahmet'i desteklemiyordu. Ahmet'in başarılı olamaması üzerine Selim aleyhtarları bu sefer de Korkut'u davet ederek padişah olmasını istediler. Yeniçeri ocağına gelen Şehzade Korkut'a saygı gösterildiyse de, Selim'den başkasını padişah olarak görmek istemediklerini söylediler. Sultan İkinci Bayezit baskılara daha fazla dayanamadı. 19 Nisan 1512'de Osmanlı tahtına davet edilen Trabzon Valisi Şehzade Selim, Yenibahçe'de kurulan otağa yerleşti. Tahta çıktığında 2.214.000 km² olan Osmanlı topraklarını 2.375.000 km² çıkaran Sultan II.Bayezit, 24 Nisan 1512'de tahttan çekildi.