Mehmet Çelebi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Çelebi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2020

Mehmet Çelebi - Fetret Devri

     1413'ten sonra tek padişah olarak hüküm sürdü. Sultan Mehmet Çelebi, Fetret Devrini bitiren ve Osmanlı devletini tekrar eski gücüne kavuşturan sultan olduğundan Osmanlı Devleti'nin 2.kurucusu diye de anılmaktadır. Tek padişah olarak Sultan Mehmet Çelebi önce, Musa Çelebi tarafından etrafına büyük duvarlar inşa ettirilmiş olan, Edirne Sarayı'nda kaldı. Burada kendini kutlamaya gelen yabancı elçileri kabul etti ve devletin üst kademelerine kendi görüşüne uygun atamalarda bulundu. Şeyh Bedrettin şeyhülislamlıktan atılıp ailesiyle İznik'e sürüldü ve yerine Sünni ulemanın seçtiği bir kişi getirildi. Mihaloğlu Mehmet Bey de Anadolu'ya sürgüne gönderildi. Musa Çelebi tarafından Bizans'dan alınan Selanik ve Konstantinopolis yakınlarındaki bölgeler tekrar Bizans'a geri verildi. Sonra Anadolu seferine çıktı. Önce yangın ve kuşatmadan kurtulmuş olan devletin birinci başkenti Bursa'ya uğradı. Sonra Ege sahillerine yürüdü. Ayaklanan İzmiroğlu Cüneyt Bey'i sindirerek Ayasoluk (Selçuk) kalesini aldı. İzmir kalesini orada bulunan Senjan şövalyeleriyle yaptığı görüşmeler sonunda Osmanlı devletine kattı. Senjan Şövalyelerine Bodrum'da yeni bir kale yapmak için izin verdi. Menteşe Beyliği arazilerinin çoğunu tekrar Osmanlı Devleti'ne kattı. 1414 ve 1415'te Göller Bölgesi'ne yöneldi. Karamanoğuları eline geçmiş olan eski Hamitoğulları beyliği şehirlerini (Eğirdir, Akşehir, Beyşehir) ve arazilerini Osmanlı Devleti'ne kattı.

     Sonra 1413'te iki yıl önce Bursa'ya yürümüş olan kendi kuzeni olan Karamanoğlu Mehmet Bey üzerine giderek Karamanoğulları ordusuyla Konya Ovası'nda savaştı ve onu yendi, Konya'yı kuşattı. Oğlu Mustafa Çelebi ile beraber esir aldı. Yine de onların canlarını bağışladı. Kuzeni olan Karamanoğlu Mehmet Bey'le bir barış imzaladı. Sonradan Karamanoğlu kurnazlığını göstermek için yapılan karşı propagandalara göre Mehmet Bey barış yemini verirken elini elbisesi içinde sakladığı bir canlı güvercin üzerine koymuş ve sonradan bu kuşu azat ederek yaptığı yemini geçersiz saymış olduğu hikayesi tarihlere geçmiştir. Bu barışla birlikte Karamanoğlu'na Eskişehir, Kırşehir, Beyşehir, Sivrihisar'ı ve Niğde'yi verip, hilat giydirip, sancak verdi. Karaman seferinden dönerken Sultan Mehmet Çelebi Ankara'da rahatsızlık geçirdi ve Germiyanoğlu Yakup Bey'in hekimi Mevlana Sinan tarafından tedavi edildi ve Şeyhi'yi ödüllendirdi. Şeyhi bu tedavinin ve ödüllendirmenin sonuçları olarak başından geçenleri Harname adındaki ünlü mesnevisinde değiştirerek hikaye ettiği bilinmektedir. Sultan Mehmet Çelebi buradan Edirne'ye geri döndü. 1416'da Rumeli seferine çıktı. Arnavutluk'taki soylular Fetret döneminde orada bulunan Osmanlı birliklerini bölgelerinden çıkartmışlardı. Sultan Mehmet oradaki Osmanlıların durumunu sahilde Avlonya ve denizden içerilerde Akçahisar kalelerini eline geçirerek güçlendirdi. Mora'ya akıncılar gönderdi. Musa Çelebi'ye destek sağlamış olan Eflak Prensi Mircea üzerine gitti. Tuna nehrini aşarak Orta Macaristan yollarını kontrol eden ve Osmanlılar tarafından Yergöğü adıyla anılan Eflak şehrinde çok korunaklı bir hisar yaptırdı. Bu sefer sonunda Eflak Prensi Mirce, yine Yıldırım Bayezit zamanında olduğu gibi, Eflak'ın Osmanlıların bağımlı bir devleti olmayı kabul etti. Dobruca'nın tamamen Osmanlı eline geçmesini sağladı. Buralara gözünü dikmiş olan Macar Kralına gözdağı vermek için Erdel (Transilvanya) ve Macaristan'a akıncılar gönderdi. Bosna'ya her yıl akıncılara gönderdi ve böylece oradaki toprak sahipleri soylular Osmanlı etkisine girdi ve sonunda Bosna kralı II.Tvrtko Osmanlılara bağımlı devlet olmayı resmen kabul etti. Buradan tekrar Anadolu'ya geçip Candar Samsun üzerine yürüdü. İsfendiyaroğulları Timur'dan Kastamonu , Safranbolu ve etrafındaki bölgeleri almışlar ve Karamanoğulları ile Osmanlılar aleyhine müttefiklik kurmuşlardı. Mehmet bu bölgeleri ve Samsun'u tekrar Osmanlı yönetimi altına aldı. Burada oturan, Timur'dan kalan Tatarlar'ı ve Türkmenleri Rumeli'de Filibe civarına Tatar Pazarı merkezli bir bölgeye sürdü.
     Sultan Mehmet Çelebi'nin padişahlık döneminde Gelibolu'da ilk defa olarak Osmanlı donanması kuruldu. Bu ufak donanma Çalı Bey komutasında 1416'da ilkbaharında Ege Denizi'nde Osmanlı ticaret gemilerine devamlı hücum eden Hristiyan Naksos Dükü'ne karşı gönderildi. Fakat filo birden rota değiştirip Trabzon'dan emtia ile geri dönmekte olan Venedik ticaret gemilerini takibe girişti. Ticaret gemileri Venedik'in Ege'de üssü olan Negroponte (Eğriboz)'a kaçmayı başardılar. Osmanlı donanması bu limana hücum ettiyse de sonuç alamadı. Bu sırada Petro Loredan komutasındaki Venedik donanması yakınlarda bulunmaktaydı ve bu filo Çalı Bey'in filosunu Gelibolu'ya kadar takibe geçti. 29 Mayıs sabahı Osmanlı donanması ile Venedik donanması Çanakkale önünde iki devlet arasındaki ilk deniz savaşını başlattılar. Bu savaş öğleden sonra 2'ye kadar sürdü ve Venediklilerin galibiyeti ile sona erdi. Venedik donanması yeni Osmanlı donanmasının bütün gemilerini tahrip etti. Yalnız altı kadırga ve dokuz kalyota Venediklilere teslim olmuştu. Venedikliler Çalı Bey ve tüm gemi reisleri dahil Osmanlı denizcilerinin tümünü öldürmüşlerdir. Venediklilerin bu hiç kıyımsız, hunhar tutumlarına neden Osmanlı devletinin Ege Denizi üzerinde Venedik tekelini ortadan kaldırması korkuları ve bunu önleme çabaları olmuştur. Bunun sonucunda Osmanlı ve Venedik devleti arasında ilk barış antlaşması yapılmıştır. 1417'de Sultan Mehmet Çelebi'nin bu anlaşmayı resmen imzalamak için Venedik'e gönderdiği elçisi ve mahiyetinin Venedik'te masrafını devletin çektiği çok şaşaalı ve büyük bir törenle karşılanıp ağırlandıkları Venedik tarihlerine geçmiştir. 1418-1419'da Sultan Mehmet Çelebi'yi uğraştıran sorun eski Simavna kadısı ve Musa Çelebi'nin Edirne'de hükümdarlığı sırasında Şeyhülislamlık yapmış olan Şeyh Bedrettin'in ve yardımcılarının isyanı olmuştur. Şeyh Bedrettin ailesiyle İznik'e sürülmüştü. 1418'de buradan kaçıp önce Candar'a gitti ama burada fikirleri tutunmamıştı. Sinop-Kırım-Eflak üzerinden Dobruca'da Deliorman'a gitti. Eflak Prensi Mircea'nin yerine geçen oğlu Mihail'in para ve asker desteğini sağladı. Burada kendi radikal fikirlerine uyan Yörüklerden bir ordu toplamaya başladı ve isyan bayrağını açtı. Bu sırada Şeyh Bedrettin'in Anadolu'da halife olarak geride bıraktığı Börklüce Mustafa İzmir yakınlarında Karaburun Yarımadası'nda, Torlak Kemal ise Manisa'da asker toplayıp isyana başlamışlardı. Vezirazam Amasyalı Beyazıt Paşa ve Manisa'da Sancak Bey olan Şehzade Murat bunlar üzerine gönderildi. Amasyalı Beyazıt Paşa Karaburun'da gayet güçlü direniş gösteren Börklüce'yi mağlup etti ve Şehzade Murat ise Torlak Kemal'in hakkından geldi. Bu iki isyancı da asılarak idam edildiler. Fakat bu yörelerde Şeyh Bedrettin'in fikir ve önerilerine devamlı inanan bulunmaya devam etti. Oradan Rumeli'ye geçen veziriazam Amasyalı Beyazıt Paşa Şeyh Bedrettin üzerine gitti ve isyancılar çok direniş gösteremeden Şeyh Bedrettin'i ele geçirdi. Serez'de yapılan bir yargılama sonucunda Şeyh Bedrettin orada idam edildi.
     Sultan Mehmet Anadolu'ya yine dikkatini çekti. Saruhan (1415) ve Menteşe (1416) beylikleri daha önceden ortadan kaldırılmıştı. Sıra güneyde Antalya yörelerine Tekeoğullarına gelmişti ve buradaki beyliği de ortadan kaldırdı. Batı Anadolu'da sadece Osmanlılara her zaman yardım etmiş Germiyanoğulları beylik olarak kaldı ama bu beyliğe ait Afyonkarahisar ve Kütahya şehirleri Osmanlı idaresine verildi. Sultan Mehmet Çelebi'yi son ilgilendiren sorun ise Ankara Savaşı sonunda kaybolmuş olan kardeşi Mustafa Çelebi olduğunu iddia eden bir kişinin bu savaştan 18 yıl sonra ortaya çıkmasıydı. Birçok tarihçinin gerçek Mustafa Çelebi olduğunu kabul ettiği, ama sonradan Osmanlı propagandası ile Düzmece Mustafa adı verilen bu kişi Venedikliler yardımı Teselya ile Selanik'te kendini 1418'de Osmanlı sultanı olarak ilan etti. Sultan Mehmet Çelebi Anadolu'da bulunduğu için ve Sadrazam ise Şeyh Bedrettin ile uğraşmakta iken Edirne'ye doğru yürüme imkânı buldu. Fakat Sultan Mehmet Çelebi hemen Trakya'ya geçip Mustafa üzerine yürümeye başladı ve Mustafa'nın ordusu bozulup eridi. Mustafa ise Bizanslılara sığınmak zorunda kaldı. Sultan Mehmet Çelebi 26 Mayıs 1421'de Edirne'de bir sürek avı sırasında at sırtında felç oldu, düştü ve yaralandı. Ölümünün gizlenmesini ve oğlu Murat'ın getirilmesini vasiyet etti. En çok Selanik'te bulunan Düzmece Mustafa'dan çekinilerek, Amasya'da vali olan Murat'ın Bursa'ya ulaşmasına kadar 42 gün ölüm haberi gizlendi. Osmanlı Padişahları arasında ölümü gizlenen ilk padişah o oldu. Durumundan kuşkuya düşen ve ayaklanmaları güçlükle önlenen askerleri yatıştırmak için askere geçit yaptırılıp, bu sırada mumyalanmış cesedine kaftan giydirilip, başına sarık konulup pencere önüne oturtulduğu kollarının oynatıldığı rivayet edilir. II.Murat Bursa'ya gelip tahta çıkmasından sonra cenazesi Edirne'den Bursa'ya götürülerek Yeşil Türbe'ye defnedildi.

Musa Çelebi Dönemi

     Musa Çelebi Ankara Savaşı'nda Timur'a tutsak düşen babasının yanında esir olarak kaldı. Bazı kaynaklara göre, Yıldırım esarette 1403'de ölünce cenazesi Timur'un emri ile Musa Çelebi eşliğiyle Bursa'ya gönderildi. Bursa Timur ve ordusunun işgaline uğramış, talan edilmişti. Musa Çelebi Timur'dan beratlı olan bir emir olarak Bursa'da hükümet etmeye başladı. Aynı yıl İsa Çelebi Karesi civarlarına gelip Musa'yı tehdide başlayınca, Musa Çelebi ona karşı bir sıra başarılı hücumda bulundu ama onu ortadan kaldıramadı. Balıkesir civarındaki en son çarpışmada Musa Çelebi yenildi. Önce Germiyan'a kaçtı ve oradan da Karamanoğlu Mehmet Bey'e sığındı. Musa Çelebi 1409'da sonradan Bursa'yı eline geçirmiş ama bu şehri Süleyman Çelebi'ye kaptırıp Amasya'ya çekilmiş olan kardeşi Mehmet Çelebi'den bir mektup aldı. Süleyman Çelebi'yi ortadan kaldırmak üzere bir strateji bulup üzerinde anlaşmak üzere iki kardeş Kırşehir civarında, Cemele Kalesinde buluştular. Kabul ettikleri plana göre Musa Çelebi Rumeli'ye, Eflak'a geçecek, civardan topladığı askerlerle Edirne üzerine yürüyecekti. Mehmet Çelebi'yse, Süleyman Çelebi'nin boş bıraktığı Bursa'ya hücum edecekti. Yani Mehmet Çelebi ve Musa Çelebi Osmanlı devletini ikiye bölmeyi, Musa Çelebi'nin Edirne'de Osmanlı Rumeli toprakları sultanı olmasını, ve Mehmet Çelebi'nin ise Bursa'da Osmanlı Anadolu toprakları Sultanı olmasını kabul ettiler.

     Musa Çelebi bir gemi ile Sinop'tan Eflak'a geçti. Eflak voyvodası olan Mirce'nin kızı ile evlendi. Mirce'nin sağladığı çok sayıda Eflak askerleri ile Türkmenlerden oluşan yeni bir ordu kurdu. Bunu haber alan Süleyman Çelebi Bursa'dan hemen Bizans desteği için Konstantinopolis'e ve oradan da Edirne'ye geçti. Amasya'dan yürüyen Çelebi Mehmet de Bursa'yı eline geçirdi. Musa Çelebi yeni topladığı ordusu ile 1410'da Balkanlardan güneye indi. Bizans destekli Süleyman Çelebi ordusuna karşı Edirne ile Eyüp arasındaki bölgede bir dizi baskın ve ufak çarpışmalar başlattı. Musa Çelebi ordusuyla en son olarak 17 Şubat 1411'de bir soğuk kış gecesi, Süleyman bir hamamda içki alemindeyken, Edirne'yi bastı. Süleyman Çelebi taraftarları ve ordusu moral yitirmiş ve bir kısmı ayrılmıştı. Diğerleri ise onu savunmaktan kaçındılar. Süleyman durumu bildirenlere önce inanmayıp onlara hakaret etti; ama sonunda durumunun vehametini anlayınca geceleyin yanında çok az sayıda adamıyla Edirne'den kaçtı. Ama Döğenciler köyüne gelince tanındı ve köylüler Süleyman'ı öldürüp kesik başını Edirne'ye, Musa Çelebi'ye gönderdiler. Böylece Musa Çelebi 1410'da Edirne'de tahta geçti. Osmanlı Devleti Çelebi Mehmet Anadolu'da ve Musa Çelebi Avrupa'da hükümdar olarak ikiye bölünmüş oldu. Rumeli yakasında Edirne'de hüküm sürmeye başlayan Musa Çelebi, Süleyman Çelebi'den daha etkin politikalar uygulamaya başladı. Önce sınır gazilerinin isteklerini karşılayarak Köprülü ve Provadı kalelerini, Nobirda gümüş madenleri merkezini eline geçirdi. Mihaloğlu ve akıncıları Makedonya'nın içlerine akınlar yaptı.
     Bizans İmparatoru ile Süleyman Çelebi'nin yaptığı anlaşma feshedildi. Bununla birlikte Süleyman Çelebi'nin Bizans'a terk etmiş olduğu arazileri geri istedi. Bu isteğinin kabul edilmemesi ve gerçekte Süleyman Çelebi'ye verdiği destek dolayısıyla II.Manuel'i cezalandırmak gerektiğini düşündü. Bizans'ın eline geçmiş olan bölgeleri Musa Çelebi tekrar aldı. Ama Musa Çelebi'nin uyguladığı esas 1412'de yeni bir Konstantinopolis kuşatması başlatması oldu. Musa Çelebi'nin ufak deniz gücünün yenilgiye uğratılması ve Konstantinopolis kara surlarının aşılmaz olarak görülmesine rağmen Musa Çelebi karadan kuşatmaya devamda ısrar etti. 1411'de Bizans İmparatoru İstanbul'da rehin olarak tutulan Süleyman Çelebi'nin oğlu Orhan Çelebi'yi serbest bıraktı. Orhan Çelebi kendine asker toplayarak Selanik'te isyan çıkarttı. Fakat Musa Konstantinopolis kuşatmasını bırakmadan bu isyan bastırıldı. Bu birlikler sonra da Bizans'a ait olan Teselya bölgesine akınlar yaptılar. Musa Çelebi'nin haşin tabiatı ve kendini taraftarlarından ayrı tutması onların gücenmelerine yol açtı. Örneğin Eski Saray etrafına yaptırdığı yüksek surlar kendi şahsi güvenliği için uygun gelmekle beraber, kendini halktan ve taraftarlarından ayırmasını sembolize etmekteydi. Balkanlarda bulunan Gazi akıncıların kazanmış oldukları güç, ganimet ve onlara verilen tımarları imtiyazlar olarak görerek onları azaltmaya koyulup sınırlardaki gazi emirleri gücendirdi. Şeyhülislam olarak atadığı Şeyh Bedrettin'in fikirleri ile, hem medreseli Sünnileri hem de ülkenin zengin ileri gelenlerini kızdırdı. Devletinin idaresini elinde tutan Çandarlı vezirleri Bizans'la ve Anadolu'da bulunan Mehmet Çelebi ile gizli müzakerelere giriştiler.
     Bizans İmparatoru 1412 başlarında Bursa'ya bir gizli elçi gönderdi ve Mehmet Çelebi'yi İstanbul'a davet etti. Onu 3 gün süren şaşaalı bir ağırlama töreni ile Musa Çelebi'ye karşı savaşa ikna etti. Bizanslılar Mehmet Çelebi ordusunu Boğaz üzerinden Rumeli'ye geçirdiler ve Ekim 1412'de iki kardeş İnceğiz Muharebesi'ne giriştiler. Bu muharebede Musa Çelebi galip geldi. Mehmet Çelebi yaralandı. İstanbul'a, sonra da Bursa'ya çekildi. Mehmet Çelebi bundan yılmadı. O yılın sonlarında yeni bir ordu ile gelip Boğazı geçti ve Bizans ve Sırp askeri takviyeleriyle Musa Çelebi üzerine yürüdü. Bir seri çatışmalar yapıldı ve bu ikinci seferki çatışmalarda da Musa Çelebi galip gelip kardeşini Bursa'ya geri püskürttü. 15 Haziran 1413'de Mehmet Çelebi yeni bir orduyla Karadeniz üzerinden Trakya'ya asker çıkardı. Musa Çelebi'nin askerleri bu sıralarda iyice moral yitirmiş ve ümera da Musa Çelebi'ye yüz çevirmişti. Bu sefer iki kardeş ordusu Vize Muharebesi'ne giriştiler. Bu sefer Musa Çelebi mağlup oldu ve muharebe meydanından kaçtı. Ama Edirne'ye gitmedi. Mehmet Çelebi bir süre, Musa Çelebi'yi yakalamak için Trakya'da uğraşı verdi. 5 Temmuz 1413'te Musa Çelebi küçük bir ordusu ile Sofya yakınlarında, Samkov civarında bulunan Çamurlu Derbendi'nde kıstırıldı. Büyük bir direniş gösterdi, ağır yaralandı. Kaçmaya çalışırken bir çeltik arığına düştü. Mehmet Çelebi askerleri Musa Çelebi'yi burada yakalayıp, hemen boğup öldürdüler. Musa Çelebi'nin cenazesi Bursa'ya gönderilerek kardeşleri İsa Çelebi ve Emir Süleyman yanında Yıldırım'ın türbesine gömüldü. Böylece Osmanlı Devleti'nin ikiye bölünüp, tek devlet olarak ileride yaşamasını tehdit eden, çok büyük tehlikeli bir dönem olan Fetret Devri'nin son safhası sona ermiş oldu.

İsa Çelebi - Fetret Devri

     Fetret Devri, Fasıla-i Saltanat olarak da bilinir. Yıldırım Bayezit'in 1402 Ankara Savaşı'nda yenilmesiyle başlayan bu döneme, kardeşleriyle girdiği mücadeleyi kazanıp 1413'te yönetimi yeniden ele geçiren Mehmet Çelebi son vermiştir. Fetret; kelime anlamı olarak padişahsız geçen süre, dönem demektir. Ankara Ovası'nda yapılan savaşın kötüye gittiğini gören Yıldırım Bayezit'in oğullarından Süleyman Çelebi, yanına Sadrazam Çandarlı Ali Paşa, Murat Paşa ve yeniçeri ağası Hasan Ağa ile birlikte kendine bağlı olan birlikleri de yanına alarak Edirne'de saltanatını ilan etti. Savaşa katılan diğer şehzadelerden İsa Çelebi Balıkesir'de, Çelebi Mehmet ise Amasya'da kendi hükümdarlıklarını ilan ettiler. Yıldırım Bayezit ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi Timur'a tutsak düştüler. Timur, Anadolu'daki Osmanlı topraklarını yağmaladı. Anadolu'da Osmanlı topraklarına katılan eski Anadolu beyliklerini yeniden canlandırdı. Osmanlı topraklarını ise 4 şehzade arasında paylaştırarak Anadolu'dan çekildi. Böylece Osmanlı Toprakları bölünmüş oldu. 

     İsa Çelebi Dönemi
     İsa Çelebi önce Balıkesir civarına yerleşti. Timur ordusunun şehri ele geçirip talanından sonra Bursa'da Timur'un beratı ile emir olarak hükümet süren kardeşi Musa Çelebi ile mücadeleye başladı. Önceki çatışmalarda Musa Çelebi üstün geldi ise de sonra Balıkesir civarında yapılan bir çarpışmada İsa Çelebi galip geldi ve Musa Çelebi Kütahya'ya kaçtı. İsa Çelebi Bursa'da Timur'dan beratlı emir olarak hüküm sürmeye başladı. 1403'te Amasya'da bulunan kardeşi Mehmet Çelebi, Yıldırım Bayezit'in meşhur komutanlarından olan Subaşı Eyne Bey'in tavsiyesiyle, İsa Çelebi'ye bir mektup göndererek Anadolu topraklarının ikisi arasında bölüşülmesini önerdi. Bu öneri İsa Çelebi tarafından kendisinin "ulu karındaş" olduğu ve bu nedenle hükümdarın kendisi olması gerektiği gerekçesiyle reddedildi. Mehmet Çelebi bunun uzerine Amasya'dan askeri ile Bursa üzerine yürüdü. İki kardeş orduları Ulubat'ta savaşa giriştiler ve bu muharebeyi İsa Çelebi kaybetti.
     Ulubat Savaşı'ndan sonra İsa Çelebi önce Yalova'ya, oradan da İstanbul'a gitti. İmparator II.Manuel Palaiologos Avrupa'da bulunmaktaydı ve onun taht naibi olan VII.Yannis Palaiologos Emir Süleyman ile 1403 başında Bizans için çok elverişli yeni bir anlaşmayı imzalamıştı. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'ın, İmparator'dan İsa'yı istemesi üzerine, bu antlaşma gereği olarak İsa Çelebi Edirne'ye gönderildi. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmet Çelebi'yi gören Emir Süleyman kardeşi İsa Çelebi'ye bir kuvvetli ordu vererek Anadolu'ya geçirtti. İsa Bey bu ordu ile Çelebi Mehmet idaresinde bulunan Bursa önlerine geldi. Bursa halkı Mehmet Çelebi'nin idaresinden memnundu. İsa Çelebi'nin şehirlerini eline geçirmesini önlemek için şehirde yangın çıkarttılar. Diğer kaynaklar ise yangının Bursa'yı ele geçirmeyi başaramayacağını anlayan İsa Çelebi taraftarları tarafından çıkarıldığını yazarlar. İsa Çelebi güçleri ile Mehmet Çelebi güçleri arasındaki Bursa önündeki savaşta İsa Çelebi tekrar yenildi ve kaçmaya mecbur kaldı.
     İsa Çelebi bu sefer Candar oğlu İsfandiyar Bey'e sığındı. Beyliklerini Timur yolu ile tekrar eline geçiren Aydınoğlu Cüneyt Bey, Saruhan Beyi Hızırşah Bey, Menteşe Beyi İlyas Bey'in ve Candar oğlunun sağladığı askerlerle İsa Çelebi 1404 - 1405 arasında üç kez daha Bursa'da bulunan kardeşi Mehmet Çelebi'ye hücuma geçti ve her seferinde yenilip geri çekildi. En son denemesinde Karamanoğlu'na iltica etti. Karamanoğlu Anadolu'da çok güçlenmiş olan Mehmet Çelebi aleyhtarı harekete geçmemeyi tercih etti ve Mehmet Çelebi ile anlaşıp İsa Çelebi'yi ülkesinin sınırları dışına attı. İsa Çelebi bir süre atalarının yurdu olan Sultanönü'ne gelip burada saklandı. 1406'da İsa Çelebi Eskişehir'de bir hamamda iken Mehmet Çelebi adamlarının bir baskınına uğradı. Bunlar tarafından yakalanıp boğularak öldürüldü. Cesedi, Bursa'da Murat Hüdavendigar türbesi yanına gömüldü. Mehmet Çelebi Anadolu'da ve Emir Süleyman Avrupa'da hükümdar oldular. Böylece 1406'da Osmanlı Devleti fiilen ikiye bölünmüş oldu.